9464/02
WyrokETPCz2007-12-13ECLI:CE:ECHR:2007:1213JUD000946402
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że rozsądność długości postępowania należy oceniać w świetle okoliczności sprawy, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżącego oraz zachowanie właściwych władz. Stwierdził, że w niniejszej sprawie postępowanie karne, które trwało sześć lat i jedenaście miesięcy przez dwie instancje, było nadmiernie długie. W związku z tym Trybunał uznał, że doszło do naruszenia wymogu „rozsądnego terminu” wynikającego z art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Orhan Bakay, został aresztowany 11 sierpnia 1994 r. pod zarzutem członkostwa w PKK i próby oderwania części terytorium państwa. Został skazany na dwanaście lat i sześć miesięcy pozbawienia wolności. Po uchyleniu wyroku przez Sąd Kasacyjny i ponownym rozpoznaniu sprawy, wyrok został utrzymany. Skarżący został zwolniony z więzienia 31 października 2003 r. w trakcie postępowania o skorzystanie z nowej ustawy.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądził 3.500 EUR tytułem zadośćuczynienia niemajątkowego. Odrzucił żądanie zadośćuczynienia majątkowego oraz zwrotu kosztów i wydatków.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
BAKAY – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 9464/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 9464/02 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı
Orhan Bakay’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 17 Eylül 2001
tarihinde Đnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Diyarbakır Barosu avukatlarından M.A. Altunkalem tarafından temsil
edilmektedir.
AĐHM, 28 Eylül 2006 tarihinde baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29/3.
maddesini uygulayarak, baꢀvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar
vermiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢁULLARI doğumlu baꢀvuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
Davanın olayları tarafların ifadelerine göre aꢀağıdaki gibi özetlenebilir.
Baꢀvuran 11 Ağustos 1994 tarihinde PKK’ya (Kürdistan Đꢀçi Partisi) üye olduğu
ꢀüphesiyle gözaltına alınmıꢀtır.
Olay yerinde yapılan soruꢀturma sırasında baꢀvuran güvenlik güçlerine bir silahın yerini
göstermiꢀtir.
Baꢀvuran 29 Ağustos 1994 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görevli
tek hakim önüne çıkarılmıꢀ, hakim baꢀvuranın tutuklu olarak yargılanmasına karar vermiꢀtir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranla beraber diğer on
kiꢀi hakkında bir iddianame sunmuꢀtur. Baꢀvuran, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi
uyarınca, Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden
ayırmağa matuf fiil iꢀlemekle suçlanmıꢀtır. Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranın H.Y. isimli kiꢀiyle
bombalama olayına karıꢀtığını ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran 25 Kasım 1994 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde
hakkındaki iddiaları reddetmiꢀtir. Aynı tarihte, baꢀvuranın avukatı, ilk derece
mahkemesinden, H.Y. hakkında bombalama iddiaları ile ilgili cezai iꢀlemlerin baꢀlatılıp
baꢀlatılmadığına iliꢀkin bilgi istemesini talep etmiꢀtir. Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi talebi kabul etmiꢀ, Cumhuriyet Savcısı’ndan mahkemeye bilgi sunmasını
istemiꢀtir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 30 Mart 1995 tarihinde
mahkemeyi H.Y. ile ilgili takipsizlik kararı bulunduğu konusunda bilgilendirmiꢀtir.
Baꢀvuranın avukatı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden 26 Ekim 1995 tarihinde
baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir. Avukatın bu talebi
reddedilmiꢀtir.
ꢁubat 1996 tarihinde baꢀvuranın temsilcisi bir kez daha baꢀvuranın tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir. Diğer hususlar meyanında, baꢀvurana
ait silahla ilgili düzenlenen bilirkiꢀi raporuna göre, bu silahın hiçbir yasadıꢀı eylemde
kullanılmadığını, baꢀvuran aleyhinde bir delil bulunmadığını savunmuꢀtur. Avukatın talebi
reddedilmiꢀtir.
Baꢀvuran, kendisi aleyhinde delil bulunmadığını yineleyerek, 8 ꢁubat 1996 ile 15 Nisan tarihleri arasında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı pek çok kereler talep
etmiꢀtir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 15 Nisan 1999 tarihinde baꢀvuranı Türk
Ceza Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca PKK’ya üye olmaktan suçlu bulmuꢀ, on iki yıl altı
ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
Baꢀvuran bu karara itiraz etmiꢀtir. Đtiraz dilekçesinde, terör örgütü üyelerine af getiren Sayılı Piꢀmanlık Yasası’na atıfta bulunarak, silahını güvenlik güçlerine teslim ettiğini ve
PKK hakkında bilgi verdiğini ileri sürerek mahkum edilmemesini talep etmiꢀtir. Haziran 1999 tarihinde Anayasa’da yapılan değiꢀiklik sonucu, Diyarbakır Devlet
Güvenlik Mahkemesi heyetinde görevli askeri hakimin yerini sivil bir hakim almıꢀtır.
Yargıtay, 10 ꢁubat 2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin baꢀvuran ve Đ.B. ismindeki
diğer sanık hakkındaki kararını, mahkemenin bu kiꢀilerin taleplerini 4450 Sayılı Kanun
uyarınca değerlendirmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuꢀtur.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 13 Nisan 2000 tarihinde Đçiꢀleri Bakanlığı’ndan
baꢀvuran ve Đ.B.’nin 4450 Sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacakları hakkında görüꢀ
bildirmesini istemiꢀtir.
Đçiꢀleri Bakanlığı 10 Ağustos 2000 tarihinde sanıkların sözkonusu yasadan
yararlanamayacakları yönünde bir yazı göndermiꢀtir. Aynı tarihte Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na davanın esasına iliꢀkin görüꢀlerini iletmesini bildirmiꢀtir.
Cumhuriyet Savcısı 5 Ekim 2000 tarihinde esasa iliꢀkin görüꢀlerini bildirmiꢀtir.
Baꢀvuran 7 Aralık 2000 tarihinde savunma görüꢀünü bildirmiꢀtir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Aralık 2000 tarihinde baꢀvuranın ve Đ.B.’nin, Sayılı Kanun’un uygulanmasına iliꢀkin taleplerini reddetmiꢀ, bu kimseleri Türk Ceza
Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca suçlu bulmuꢀtur. Baꢀvuran on iki yıl altı ay hapis
cezasına mahkum edilmiꢀtir. Baꢀvuran bu karara itiraz etmiꢀtir.
Yargıtay 2 Temmuz 2001 tarihinde 14 Aralık 2000 tarihli kararı onamıꢀtır.
Bu esnada, 21 Aralık 2000 tarihinde, 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar Đꢀlenen Suçlardan
Dolayı ꢁartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 Sayılı Kanun
yürürlüğe girmiꢀtir. Kanun, Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesi kapsamında suç iꢀleyen
kimselerin ꢀartlı olarak salıverilemeyeceklerini belirtir. Dolayısıyla baꢀvuran 4616 Sayılı
Kanun’dan yararlanamaz.
Baꢀvuran, terör örgütü üyelerine af getiren ve cezalarını hafifleten 4959 Sayılı Kanun’dan
yararlanmak için açtığı dava esnasında, 31 Ekim 2003 tarihinde cezaevinden salıverilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesinde belirtilen “makul süre”
kuralıyla örtüꢀmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu maddenin ilgili kısmına göre:
“Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... [bir] mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir...”
Hükümet bu argümana itiraz etmiꢀtir. Göz önünde bulundurulacak süre 11 Ağustos 1994
tarihinde baꢀlamıꢀ, 2 Temmuz 2001 tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla iki yargı aꢀamasından
önce geçen süre altı yıl on bir aydır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35/ 3. maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeder. Ayrıca baꢀvurunun baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak
değerlendirilemeyeceğine iꢀaret eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek
durumundadır.
B. Esas
Yargılama aꢀamasının süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı davanın koꢀulları ile
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuran ve ilgili makamların tutumu gibi ölçütler ıꢀığında
değerlendirilmelidir (diğerlerinni yanısıra bkz. Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], 25444/94).
AĐHM mevcut davadakine benzer sorunları ele alan davlarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1.
maddesinini ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Pélissier ve Sassi – Fransa ve Tendik ve
Diğerleri – Türkiye, 23188/02).
AĐHM, kendisine ulaꢀan tüm bilgileri incelemiꢀ, Hükümet’in mevcut davada farklı bir
sonuca ulaꢀmasını sağlayabilecek hiçbir delil ya da görüꢀ sunmadığı kanısına varmıꢀtır.
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, AĐHM, bu davada yargılama sürecinin çok
uzun olduğu ve “makul süre” kuralına uymadığı sonucuna varmıꢀtır.
Buna göre AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi’ne göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 5.000 Euro (EUR), manevi tazminat olarak ise 10.000
EUR talep etmiꢀtir.
Hükümet bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Baꢀka bir
seçenek olarak ise, AĐHM’nin ödenmesine karar vereceği her türlü tazminatın haksız iktisaba
yol açmaması gerektiğini ifade etmiꢀtir.
AĐHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
bulunmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla bu talebi reddeder. Öte yandan baꢀvuranın bir
takım manevi zararlar görmüꢀ olduğu kanısındadır. Tarafsızlık esasıyla hareket ederek
baꢀvurana bu baꢀlık altında 3.500 EUR tazminat ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran ayrıca AĐHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için 2.665 EUR talep
etmiꢀtir.
Hükümet talebin dayanaksız olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı
ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, baꢀvuranın
taleplerinin destekleyici hiçbir belge sunmadığını kaydeder. Bu nedenle AĐHM bu talebi
reddeder.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına
üç puanlık bir artıꢀın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiꢀtir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve uygulanabilecek her türlü vergi kesintisinden muaf tutularak
Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 3.500 EUR (üç bin beꢀ yüz Euro) manevi
tazminat ödenmesine:
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı
oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
7. Baꢀvuranların adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerinin reddedilmesine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Stanley NAISMITH
Zabıt Katibi
Boštjan M. ZUPANČIČ
Baꢀkan
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło