9603/07;9894/07;16474/07

WyrokETPCz2010-01-05ECLI:CE:ECHR:2010:0105JUD000960307

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe tymczasowe aresztowanie oraz przewlekłość postępowania karnego naruszyły prawo skarżących do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość tymczasowego aresztowania (od 8 do ponad 9 lat) była nadmierna i nieuzasadniona, nawet w kontekście złożoności spraw dotyczących przestępczości zorganizowanej, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Ponadto, Trybunał stwierdził, że postępowania karne, trwające od 8 do 12 lat i 8 miesięcy i wciąż niezakończone, przekroczyły rozsądny termin wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał odrzucił zarzut rządu o niewyczerpanie krajowych środków odwoławczych, uznając, że dostępne środki zaskarżania długości aresztu nie były skuteczne, ponieważ nie gwarantowały pomyślnego rozstrzygnięcia i nie zapewniały poszanowania zasad kontradyktoryjności i równości broni.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Garip Özer, Yusuf Begiç i Sabri Aktaş, obywatele Turcji, zostali aresztowani w latach 1998-2001 w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji zbrojnej Hizbullah. Oskarżono ich o przynależność do tej organizacji i próbę obalenia porządku konstytucyjnego. Sabri Aktaş został skazany w 2007 roku na 12 lat i 6 miesięcy więzienia, a jego sprawa nadal toczyła się przed Sądem Kasacyjnym. Pozostali dwaj skarżący byli nadal w areszcie tymczasowym, a ich sprawy również były w toku. Wszyscy skarżący przebywali w areszcie tymczasowym przez okresy od 8 do ponad 9 lat.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Postanowił połączyć skargi. 2. Uznał skargi za dopuszczalne. 3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 4. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 5. Zasądził odszkodowanie za szkody niemajątkowe: 7 500 EUR dla Mehmeta Garipa Özera i 8 000 EUR dla Yusufa Begiç'a, wraz z odsetkami. 6. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   MEHMET GARĐP ÖZER VE DĐĞERLERĐ- TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 9603/07, 9894/07 ve 16474/07)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   _______________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (9603/07, 9894/07 ve 16474/07) no’lu davanın   nedeni üç T.C. vatandaꢀı Mehmet Garip Özer, Yusuf Begiç ve Sabri Aktaꢀ’ın (baꢀvuranlar)   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 19 ꢁubat, 15 ꢁubat ve 6 Nisan 2007 tarihlerinde Đnsan   Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1967, 1970 ve 1971 doğumludur. Baꢀvuran Sabri Aktaꢀ Diyarbakır’da   ikamet etmektedir, diğer iki baꢀvuran ise Diyarbakır cezaevinde halen hükümlü   bulunmaktadır.   Yasadıꢀı silahlı örgüt Hizbullah’a karꢀı yürütülen operasyonlar kapsamında baꢀvuranlar Sabri   Aktaꢀ 25 Mart 1998, Yusuf Begiç 16 Nisan 2001 ve Mehmet Garip Özer 3 Aralık 2001   tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuranlar yakalanmalarından birkaç gün sonra   yetkili hakim kararı ile tutuklanmıꢀtır. Farklı tarihlerde düzenlenen iddianameler ile savcılık   adı geçenleri özellikle yasadıꢀı silahlı bir örgütün üyesi olmak ve Türk Anayasal düzenini zor   kullanarak yıkmaya teꢀebbüs etmekle suçlamıꢀtır.   Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 29 Haziran 2007 tarihli bir karar ile Sabri Aktaꢀ’ı yasadıꢀı   silahlı örgütün üyesi olmak suçundan on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Mahkeme   aynı karar ile tutukluluk süresini ve hürriyetten yoksun bırakma süresini göz önünde   bulundurarak baꢀvuranın Türk Anayasal düzenini zor kullanarak yıkmaya teꢀebbüs etmek   suçundan beraatına karar vermiꢀtir. Dava dosyasında yer alan delillerden baꢀvuran hakkında   açılan ceza davasının Yargıtay’da halen sürdüğü anlaꢀılmaktadır.   Tarafların sunmuꢀ oldukları bilgilere göre baꢀvuranlar Mehmet Garip Özer ve Yusuf Begiç   hakkında açılan davalar iç hukukta sürmekteydi ve adı geçenler mevcut bu kararın alındığı   tarihte halen tutuklu bulunmaktaydı.   Baꢀvuranların yakalanmalarından itibaren hukuki merciler bilhassa serbest bırakılma   taleplerini reddetmiꢀ, neredeyse birbirinin aynısı gerekçelerle ve düzenli olarak «isnat edilen   suçların niteliği», «kanıtların durumu» ve «dosyanın içeriği» gerekçeleriyle tutukluluk   hallerinin devamına karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. DAVALARIN BĐRLEꢁTĐRĐLMESĐ   Baꢀvuruların olaylar ve davanın esası bakımından ortaya koymuꢀ oldukları benzerlikleri göz   önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuruların birleꢀtirilerek tek bir baꢀvuru altında incelenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar öncelikle tutukluluk süresinin   uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta, tutukluluk süresinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/2 maddesinde   yer alan masumiyet karinesi ilkesi ile bağdaꢀmadığını iddia etmektedir.   Dava olaylarının hukuki açıdan nitelendirilmesi yetkisini haiz AĐHM (Bkz. Guerra vd.-Đtalya   kararı, 19 ꢁubat 1998) bu ꢀikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 5/3 maddesi doğrultusunda   inceleneceğine itibar etmektedir (Bkz. Chraidi-Almanya no: 65655/01, 51).   A. Kabuledilebilirlik açısından   Baꢀvuranlar Yusuf Begiç (no:9894/07) ve Sabri Aktaꢀ’ın yapmıꢀ oldukları baꢀvurular ile ilgili   olarak Hükümet baꢀvuranların eski CMUK’ta ve yeni haliyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda   öngörüldüğü ꢀekliyle tutukluluk halinin uzunluğuna karꢀı itiraz etmediklerinden iç hukuk   yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır.   Baꢀvuranlar CMK’nın örgütlü iꢀlenen suçlarda tutukluluk süresinin asgari uzunluğuna iliꢀkin   hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihte bu uygulamanın 2010 yılı sonuna ertelendiğini   belirterek, tutukluluk süresinin yasallığına karꢀı çıkacak etkili bir baꢀvuru yolunun mevcut   olmadığını ileri sürmektedir.   AĐHM, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK’yı ayrı tutarak Hükümetin daha önce   buna benzer yapmıꢀ olduğu ꢀikayetleri reddettiğini anımsatır. Bununla birlikte, sözü edilen   baꢀvuru yolunun bir yanda etkisiz ve uygulamada baꢀarı ile sonuçlanabilecek bir baꢀvuru   ꢀansını garanti etmemesi, öte yanda adli bir merci nezdinde sağlamıꢀ olduğu güvenceler   arasında özellikle vicahilik ve silahların eꢀitliği ilkelerine riayet edilmemesi nedeniyle etkili   bir baꢀvuru olarak addedilemeyeceğini ifade etmektedir (Bkz. aynı anlamda, Bağrıyanık-   Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007).   AĐHM, aynı ꢀekilde Hükümetin CMK ile ilgili itirazına dair, sözkonusun Kanun’un 271.   maddesinin bir hükümlünün temsilcisine veya sanık avukatına itiraz hakkının incelendiği   sırada adli bir mercii tarafından dinlenme olanağını tanıdığını not etmektedir. Bununla   birlikte, itiraz süreci prensip olarak duruꢀma yapılmaksızın gerçekleꢀmekte, olası muhtemel   bir duruꢀma talebi ise sanıklar ve/veya temsilcileri tarafından dile getirilse dahi hukuki   yetkilinin inisiyatifine bırakılmaktadır. Hükümet ayrıca, bu yeni Kanun’un uygulanmasına   istinaden yapılan bir itiraz kapsamında vicahilik ve silahların eꢀitliği ilkelerine riayet   edildiğini gösterir herhangi bir somut örneği sunmamıꢀtır. Yapılan bu saptama ıꢀığında   hükümlülere tutukluluğun yasallığına itiraz etmeleri yönünde tanınan baꢀvuru yollarının   «etkili» olması gerektiğini (Bkz. diğer birçokları arasında Schöps-Almanya kararı no:   25116/94) kaydeden AĐHM, mevcut baꢀvuruda daha önce almıꢀ olduğu kararın dıꢀına   çıkılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçenin yer almadığını belirterek Hükümetin itirazını   reddetmektedir.   AĐHM baꢀvuruların bu bölümü ile ilgili olarak hiçbir kabuledilemezlik unsuru yer almadığını   kaydeder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esasa dair   Hükümet özellikle iꢀlenen suçların niteliği, öngörülen cezaların ağırlığı, adaletin   geciktirilmesi, firar riski ve kamu düzeninin korunması gibi hususlar dikkate alındığında   baꢀvuranların tutukluluk süresinin aꢀırı olarak nitelendirilemeyeceğini savunmaktadır.   Baꢀvuranlar Hükümetin bu argümanlarına karꢀı çıkmaktadır.   Tutukluluk süresinin uzunluğu hakkındaki yerleꢀik içtihat dikkate alındığında (Bkz. özellikle   Salduz-Türkiye no: 27561/02, ve Baltacı-Türkiye no: 495/02, 18 Temmuz 2006) AĐHM, bu   kararın alındığı tarihte baꢀvuran Sabri Aktaꢀ’ın tutukluluk süresinin dokuz yıl üç aydan fazla,   baꢀvuran Yusuf Begiç’in sekiz yıl yedi ay ve baꢀvuran Mehmet Garip Özer’in tutukluluk   süresinin ise sekiz yıl olduğunu saptamaktadır.   AĐHM mevcut baꢀvurudakine benzer davalarda tutukluluk süresinin uzunluğunun AĐHS’nin   5/3 maddesinin ihlaline yol açtığına itibar etmektedir (Bkz. diğer birçokları arasında Dereci-   Türkiye no: 77845/01, 24 Mayıs 2005, Taciroğlu-Türkiye no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006 ve sözü   edilen Bağrıyanık kararı). Bu davalarda yetkili mercilerin karꢀı karꢀıya bulundukları güçlükler   göz önünde bulundurulsa bile, AĐHM yine de yerleꢀik içtihadı ıꢀığında bu hükmün ihlal   edildiği sonucuna varmaktadır.   Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar makul bir sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte, bu   bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Hükümet esasa iliꢀkin davaların karmaꢀık yapısı, dava dosyalarının kalınlığı, baꢀvuranlara   isnat edilen suçların niteliği, iꢀlenen suçların çokluğu, sanıkların, tanıkların, davacı ve   mağdurların sayısının fazla oluꢀu ve örgütlü olarak iꢀlenen suçlara karꢀı yürütülen dava   süreçlerinde karꢀılaꢀılan güçlükler karꢀısında sözkonusu yargılamaların uzunluğunun makul   olmadığının söylenemeyeceğini savunmaktadır. Hükümete göre bahse konu yargılamalarda   ulusal yetkililere yüklenebilecek herhangi bir ihmalkârlık sözkonusu değildir.   Baꢀvuranlar bu argümanlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM yargılama süreçlerinin baꢀvuranların yakalandıkları Sabri Aktaꢀ için 25 Mart 1998   tarihinde, Yusuf Begiç için 16 Nisan 2001 tarihinde ve Mehmet Garip Özer için 3 Aralık 2001   tarihinde baꢀladığını tespit etmektedir. AĐHM ayrıca baꢀvuranlar hakkında iç hukukta açılan   davaların iꢀbu kararın alındığı tarihte halen sürdüğünü not etmektedir.   AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de   davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ   ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,   Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no: 25444/94).   AĐHM ayrıca bütün yargılama süreci boyunca iki baꢀvuranın tutukluluk hallerinin devam   ettiğini ve üçüncü baꢀvuranın tutukluluğunun ise ilk derece mahkemesinin dokuzuncu yılda   vermiꢀ olduğu kararına dek sürdüğünü gözlemlemektedir. Bu durum, yargı organlarının   adaletin bir an evvel tecelli etmesi için davanın en kısa zamanda sonuçlandırılması için özel   bir ihtimam göstermeleri yükümlülüğünü ortaya koymaktadır (Bkz. diğerleri arasında,   Kalachnikov-Rusya no: 47095/99 ve Gezici ve Đpek-Türkiye no: 71517/01, 10 Kasım 2005).   AĐHM, sözü edilen bu davaların örgütlü iꢀlenen suçları kapsadığını, belirli bir karmaꢀık   yapısının bulunduğunu, bilhassa sanık, tanık ve davacı sayısının ve sanıkların itham edildiği   suçlamaların fazla olduğunu ve dava dosyalarının hacimli olduğunu kabul etmektedir.   Bununla birlikte bütün bu unsurlar yargılamaların sekiz yıldan on iki yıl ve sekiz aya dek   uzamasını haklı çıkarmaya yetmemektedir.   Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında (Bkz. diğer birçokları arasında Pelissier   ve Sassi ve A. Yılmaz-Türkiye no: 10512/02, 22 Temmuz 2008) ve davanın koꢀullarında   AĐHM bahse konu yargılamaların uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve AĐHS’nin 6/1 maddesinde   öngörülen «davanın makul bir süre zarfında görülmesi» zorunluluğunu karꢀılamadığına itibar   etmektedir. Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar Yusuf Begiç ve Mehmet Garip Özer AĐHM’den adil bir tatmini sağlayacak bir   meblağa hükmetmesini talep etmektedir. Baꢀvuranlar bir meblağ belirtmeksizin takdiri bu   yönde AĐHM’ye bırakmaktadır.   AĐHM, Đçtüzüğün 60. maddesine uygun olarak baꢀvuranların maddi tazminat ve yargılama   giderleri taleplerini dile getirmediklerini gözlemlemekte, dolayısıyla bu doğrultuda bir ödeme   yapılmasını gerekli görmemektedir. AĐHM buna karꢀılık 41. madde uyarınca baꢀvuranların   belirli bir oranda manevi zarara uğradıklarını kabul etmekte ve gecikme faizi olarak Avrupa   Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ ile   birlikte baꢀvuran Mehmet Garip Özer’e 7.500 Euro ve baꢀvuran Yusuf Begiç’e 8.000 Euro   ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   AĐHM baꢀvuran Sabri Aktaꢀ ile ilgili olarak, adı geçenin adil tatmin talebini öngörülen süre   zarfında dile getirmediğini saptamakta ve bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli   görmemektedir.   Bununla birlikte, baꢀvuranlar hakkında yürütülen yargı süreçleri halen derdesttir, AĐHM   sonuç olarak en uygun telafi yolunun AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlaline son verecek ꢀekilde   adaletin iyi idaresinin gözetilerek mezkur davanın bir an evvel sonuçlanmasını sağlamak   olduğuna kanaat getirmektedir (Bkz. Yakıꢀan-Türkiye no: 11339/03, 6 Mart 2007).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;   2. Baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;   3. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından manevi tazminat olarak;   i. baꢀvuran Mehmet Garip Özer’e 7.500 (yedi bin beꢀ yüz) Euro ödenmesine;   ii. baꢀvuran Yusuf Begiç’e 8.000 (sekiz bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 5 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 17.07.2026. · Źródło