9613/03

WyrokETPCz2007-05-10ECLI:CE:ECHR:2007:0510JUD000961303

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji, a także czy brak skutecznego środka odwoławczego w prawie krajowym w tej kwestii stanowił naruszenie art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres postępowania, trwający ponad osiem lat (z czego ponad siedem lat na etapie pierwszej instancji) i wciąż toczący się przed sądem kasacyjnym, był nadmierny i nie spełniał wymogu "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił brak należytej staranności ze strony sądów krajowych, zwłaszcza w kontekście uniewinnienia skarżącego po długim okresie i znaczącego wpływu postępowania na jego sytuację ekonomiczną. Dodatkowo, Trybunał stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji, ponieważ w prawie tureckim brakowało skutecznego środka prawnego, który pozwoliłby skarżącemu na dochodzenie roszczeń związanych z przewlekłością postępowania karnego.
Stan faktyczny
Skarżący, Oktay Vurankaya, farmaceuta z Adany, był przedmiotem śledztwa wszczętego w sierpniu 1998 r. w sprawie fałszerstwa dokumentów publicznych. We wrześniu 1998 r. został przesłuchany jako podejrzany, a w listopadzie 1998 r. wniesiono przeciwko niemu akt oskarżenia. W lutym 2006 r. sąd pierwszej instancji uniewinnił skarżącego, jednak sprawa nadal toczyła się przed Sądem Kasacyjnym. W wyniku postępowania skarżący stracił możliwość sprzedaży leków instytucjom publicznym, co spowodowało znaczną utratę dochodów.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 6 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 850 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 5. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   VURANKAYA - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 9613/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (9613/03) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀı Oktay Vurankaya’nın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 20 ꢁubat   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence   altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi (AĐHM) önünde Adana barosu avukatlarından E. Türkmen ve B. Maraklı   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu baꢀvuran Adana’da ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde   eczacıydı.   Adana Cumhuriyet Savcılığı 12 Ağustos 1998 tarihinde kamu evrakında sahtecilik yapmaktan   baꢀvuran hakkında soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır.   Eylül 1998 tarihinde beraberinde avukatı ile ifadesi alınan baꢀvuran, hakkında yapılan   iddiayı reddetmiꢀtir.   Adana Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 19 Kasım 1998 tarihli bir iddianame ile   baꢀvuran ve iki suç ortağı hakkında evrakta sahtecilik yaparak haksız kazanç sağlamak   suçuyla kamu davası açmıꢀtır.   Bu arada, yapılan ithamları dikkate alan Emekli Sandığı Adana Bölge Müdürlüğü ve Bağ-Kur   Adana Đl Müdürlüğü adı geçenin yapılan sözleꢀmeyi askıya alarak kendilerine ilaç satıꢀını   durdurduğunu ve bunun Ağır ceza mahkemesinin 18 Ağustos 1998 tarihli ilk kararından nihai   kararına dek yedi yıllık bir süre olduğunu ifade etmiꢀtir. Mahkeme önünde baꢀvuran özellikle   % 80 oranında gelir kaybına uğradığını ileri sürmüꢀtür.   Adana Ağır ceza mahkemesi 28 Ocak 1999 tarihinde baꢀvuranın davasını ve diğer iki sanıktan   biri olan S.Đ.’yi dinlemiꢀtir.   ꢁubat 2002 tarihinde baꢀvuran AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunarak Ağır ceza   mahkemesindeki sürecin 1998 yılından beri devam ettiğini öne sürerek esastan incelenmesi   talebinde bulunmuꢀ, ayrıca hakkında açılan ceza davası nedeniyle devlet hastanelerine ve   diğer kurumlara ilaç satıꢀının yasaklandığını, bu nedenle hatırı sayılır bir gelir kaybına   uğradığını iddia etmiꢀtir.   Ağır ceza mahkemesi 22 ꢁubat 2006 tarihinde baꢀvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçsuz   bulmuꢀtur.   Baꢀvurana göre dava halen Yargıtay’da devam etmektedir.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran yargı sürecinin uzunluğu ile AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer alan «makul süre»   ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı   tespitinde bulunmaktadır. Ayrıca kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.   B. Esas hakkında   1. Dikkate alınacak dönem   Baꢀvuran dikkate alınacak dönemin 12 Ağustos 1998 tarihinde Adana Cumhuriyet Savcısı’nın   hakkında açtığı soruꢀturma ile baꢀladığını ve hiçbir ꢀekilde tamamlanmadığını iddia   etmektedir.   Hükümet bu dönemin Adana Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın baꢀvuran   hakkında 19 Kasım 1998 tarihinde açtığı ceza davası ile baꢀlayıp, yine bu mahkeme   tarafından 22 ꢁubat 2006 tarihinde alınan kararla sona erdiğini savunmaktadır.   AĐHM, incelenmesi gereken sürenin bir kiꢀinin kelimenin özerk ve maddi anlamıyla «sanık»   addedildiği anda baꢀladığını (Bkz. diğerleri arasında, Corigliano-Đtalya kararı 10 Aralık 1982   ve Imbrioscia-Đsviçre kararı 24 Kasım 1993) ve suçluluğunun ispatlandığı veya serbest   bırakıldığı gün sona erdiğini hatırlatmaktadır.   Sonuç olarak mevcut baꢀvuruda dikkate alınacak dönem baꢀvuranın Cumhuriyet Savcısı   tarafından «sanık» olarak sorgulandığı 24 Eylül 1998 tarihinde baꢀlamaktadır. Dosyada yer   alan delil unsurlarına göre dava halen Yargıtay’da sürmektedir. Günümüze kadar devam eden   bu süre, yedi yıl altı aydan fazlası ilk derece mahkemesinde olmak üzere sekiz yıl altı aydır.   2. Sürecin uzunluğunun makul yapısı   AĐHM yargı sürecinin makul yapısının mahkemenin yerleꢀik içtihadından doğan kriterleri   ıꢀığında özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ile   değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı,   no: 25444/94).   AĐHM daha önce de bu baꢀvurudakine benzer sorunların dile getirildiğini ve bunların   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir.   Mahkemeye sunulan bütün delillerin incelenmesinden AĐHM, Hükümetin mevcut davayı   farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını gözlemlemektedir. Özellikle ulusal   mahkemeler baꢀvuranın yedi yıl dört ayın sonunda serbest bırakıldığı ve halen Yargıtay’da   devam etmesi ölçüsünde davanın seyrinde yeterli «ihtimamı» gösterecek bir tutum   sergilememiꢀlerdir. AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde eczacı olarak sözkonusu dava   süreci boyunca müꢀteri kitlesinin büyük bölümünü oluꢀturan kimi kamu kurumlarına ilaç   satıꢀının olanaksız hale geldiği dikkate alındığında, bu durumun baꢀvuranın ekonomik   koꢀullarını ciddi biçimde sarstığını not etmektedir.   AĐHM mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik içtihadını dikkate aldığında sözü edilen sürecin aꢀırı   olduğuna ve «makul süre» zorunluluğunu karꢀılamadığına itibar etmektedir.   Bu nedenle 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Türkiye’de yargı sürecinin aꢀırılığı konusunda ꢀikayette bulunacak hiçbir hukuki   yolun mevcut olmadığından yakınmakta, bu yönde AĐHS’nin 13. maddesine göndermede   bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM bu ꢀikayetin yukarıda bahsedilen ꢀikayetle ilintili olduğunu ve dolayısıyla   kabuledilebilir bulunması gerektiğini hatırlatmaktadır.   AĐHM 13. maddenin yerine getirilmeyen bir yükümlülük karꢀısında ulusal bir mahkeme   önünde etkili bir baꢀvuru yapma hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (Bkz. Kulda-   Polonya kararı, no: 30210/96). Hükümet tarafından dile getirilen argümanların ve itirazların   daha önce de reddedildiğini,(Bkz. diğerleri arasında, 22 Aralık 2005 tarihli Tendik vd.-   Türkiye kararı no: 23188/02, 30 Mayıs 2006 tarihli Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye   kararı) bu baꢀvuruda farklı bir sonuca varmak için neden bulunmadığını ifade etmektedir.   Bu noktada AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca baꢀvuranın makul bir süre zarfında   davasının görülmesi hakkına iç hukukta olanak tanıyacak bir baꢀvuru yolunun mevcut   olmaması nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine itibar etmektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢀvuran 120.000 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   Öne sürülen gelir kaybıyla ilgili olarak AĐHM sunulan delillerin Sözleꢀmenin ihlaliyle   baꢀvuranın uğradığı gelir kaybının tam olarak belirlenmesi için yeterli olmadığını ifade ederek   bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın baꢀvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi   yönünde adı geçene 6.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Masraf ve harcamalar   Baꢀvuran iç hukukta ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu harcamalar için 3.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu miktara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, mahkemeye sunulan deliller ve bu yöndeki yerleꢀik içtihat ıꢀığında masraf ve   harcamalar için baꢀvurana 850 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin)   Euro, yargı giderleri için 850 (sekiz yüz elli) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin   uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 10 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło