9908/03
WyrokETPCz2008-01-31ECLI:CE:ECHR:2008:0131JUD000990803
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skarżący byli poddani złemu traktowaniu w areszcie policyjnym, naruszającemu art. 3 Konwencji, oraz czy władze krajowe przeprowadziły skuteczne śledztwo w tej sprawie?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obrażenia skarżących, stwierdzone w raportach medycznych po zatrzymaniu, powstały w czasie, gdy znajdowali się pod kontrolą władz. Brak wiarygodnego wyjaśnienia ze strony Rządu co do pochodzenia tych obrażeń, a także niespójności w raportach medycznych i skazanie dyrektora ds. zdrowia za nadużycie władzy w związku z próbą zmiany raportów, doprowadziły do wniosku o naruszeniu art. 3 w aspekcie materialnym. W aspekcie proceduralnym, Trybunał stwierdził, że śledztwo krajowe było nieskuteczne, ponieważ trwało zbyt długo (ponad siedem lat), nie zidentyfikowano wszystkich odpowiedzialnych osób, a prokuratura nie przesłuchała kluczowych świadków, co uniemożliwiło ustalenie i ukaranie sprawców.Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Sait Dönmüş i Mehmet Ali Kaplan, zostali zatrzymani 30 czerwca 2000 r. pod zarzutem pomocy nielegalnej organizacji. Podczas zatrzymania i po nim, raporty medyczne wykazywały sprzeczne informacje na temat ich stanu zdrowia. Późniejsze raporty z 1 i 11 lipca 2000 r. stwierdziły u skarżących obrażenia (otarcia, rany), które nie były obecne w wcześniejszych raportach. Skarżący zeznali, że byli bici, poddawani elektrowstrząsom i innym formom złego traktowania w areszcie żandarmerii.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznał skargę za dopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie materialnym; stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie proceduralnym; uznał, że nie ma potrzeby oddzielnego rozpatrywania skargi na podstawie art. 13 Konwencji; zasądził każdemu ze skarżących 8 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; zasądził skarżącym łącznie 2 800 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków; oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖNMÜꢀ VE KAPLAN -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no: 9908/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (9908/03) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀları) Mehmet Sait Dönmüꢀ ve Mehmet Ali Kaplan’ın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne 27 ꢁubat 2003 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini
güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuranlar, sırasıyla 1959 ve 1973 yılı doğumlulardır ve sırasıyla Silvan ve Finlandiya’da
ikamet etmektedirler.
A. Baꢁvuranların gözaltına alınmaları ve sağlık raporları Haziran 2000 tarihinde, evlerinde gerçekleꢀtirilen aramanın ardından baꢀvuranlar, yasadıꢀı
örgüte yardım ve yataklık yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmıꢀlardır. Sözkonusu aramalar
ve gözaltları, Silvan polis ve jandarma görevlileri ile Diyarbakır Jandarma Đstihbarat
görevlileri tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Haziran, 1, 2 ve 3 Temmuz 2000 tarihlerinde, Silvan Devlet Hastanesi doktoru Sema Tülay
Köz tarafından düzenlenen sağlık raporlarında, baꢀvuranların vücutlarında herhangi bir darp
ve yara izine rastlanmadığı belirtilmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, Silvan Jandarma Komutanlığı, Diyarbakır Devlet Hastanesi’nden
baꢀvuranların muayene edilmesini talep etmiꢀtir. Doktor Zahit Porsuk, aynı evraka bulgularını
not düꢀmüꢀtür. Doktor Zahit Porsuk, Dönmüꢀ’ün sağ dirsek ve bileklerinde kabuk bağlamıꢀ
sıyrık, Kaplan’ın lomber bölgesinde 5x6 cm’lik bir kızarıklık tespit etmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, Silvan Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranların gözaltı sürelerini 3
Temmuz 2000 tarihine kadar uzatmıꢀtır. Temmuz 2000 tarihinde, dava hakimi, gözaltı süresini, 5 Temmuz 2000 saat 14’e kadar
uzatmıꢀtır.
Silvan Devlet Hastanesi doktoru Tuncay Eroğlu tarafından düzenlenen 5 Temmuz 2000 tarihli
sağlık raporlarında, baꢀvuranların vücutlarında herhangi bir darp ve yara izine rastlanmadığı
belirtilmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, baꢀvuranlar, Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiꢀ ve
üzerlerine atılı olaylara itiraz etmiꢀlerdir. Temmuz 2000 tarihinde Silvan Devlet Hastanesi’nde görevli baꢀka bir doktor tarfından
düzenlenen sağlık raporunda Mehmet Sait Dönmüꢀ’ün vücudunda herhangi bir darp ve yara
izine rastlanmadığı belirtilmiꢀtir.
Temmuz 2000 tarihinde, baꢀvuranlar, yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık yapmakla
suçlanmıꢀlardır. Temmuz 2000 tarihinde Diyarbakır Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen sağlık
raporuna göre, Dönmüꢀ’ün bileklerinde kısmen iyileꢀmiꢀ ve üzerindeki kabukların bir kısmı
dökülmüꢀ yaralar tespit edilmiꢀ ve üç gün iꢀ göremez raporu verilmiꢀ, Kaplan’ın ise, sol
dirseğinde 0,5x0,5 ve 1x 0,5 cm’lik yaralar tespit edilmiꢀ ve bir gün iꢀ göremez raporu
verilmiꢀtir. Kasım 2000 tarihli bir karar ile Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranların beraatına
karar vermiꢀtir.
B. Kötü muameleye iliꢁkin olarak jandarmalar hakkında yürütülen yargılama Temmuz 2000 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranların ifadelerini almıꢀtır.
Dönmüꢀ, sivil giyimli Silvan Đlçe Jandarma Komutalığı görevlileri tarafından gözaltına alınıp
Jandarma Komutalığı’na götürüldüğünü beyan etmiꢀtir. Burada jandarma görevlileri,
baꢀvuranın ellerini arkadan kelepçelemiꢀ ve gözlerini bağlamıꢀlardır. Sağ ayağı ve sağ elinin
baꢀparmağı ile penisinden Dönmüꢀ’e elektroꢀok verilmiꢀtir. Sözkonusu muameleler yaklaꢀık
bir saat sürmüꢀtür. Baꢀvuran ardından ertesi güne kadar bir taburenin üzerine oturtulduğu
baꢀka bir yere götürülmüꢀtür. 1 Temmuz 2000 tarihinde, baꢀvuran, sağlık muayenesinden
geçirilmek için hastaneye götürülmüꢀ sonra tekrar Jandarma Komutanlığı’na getirilmiꢀtir.
Aynı gün içinde saat 15’e doğru baꢀvuran yeniden hastaneye götürülmüꢀtür. Sağlık
muayenesi esnasında jandarmalar hazır bulunmuꢀlardır. Baꢀvuran, 5 Temmuz 2000 tarihinde
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlendiğini
sonrasında salıverildiğini sözlerine eklemiꢀtir.
Kaplan, 30 Haziran 2000 tarihinde sivil giyimli Silvan Đlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri
tarafından gözaltına alınıp Jandarma Komutanlığı’na getirildiğini belirtmiꢀtir. Burada
jandarma görevlileri, baꢀvuranın ellerini arkadan kelepçelemiꢀ, gözlerini bağlamıꢀ, testislerini
sıkmıꢀ, dövüp hakaret etmiꢀlerdir. Ertesi gün Kaplan, Dönmüꢀ ile birlikte hastaneye götürülüp
sağlık muayenesinden geçirilmiꢀtir. Aynı gün baꢀvuran, Diyarbakır Devlet Hastanesi acil
servisinde yeniden muayene edilmiꢀtir. Baꢀvuran, 5 Temmuz 2000 tarihinde, Cumhuriyet
Savcısı tarafından dinlenmiꢀ ve ardından salıverilmiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu jandarma
görevlilerinin kendisine kötü muamele uygulayan görevliler olmadığını belirtmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, savcılık, baꢀvuranların ifadesini alan jandarma görevlileri Tuncay
Beden ve Đdris Yıldırım’ı dinlemiꢀtir. Jandarma görevlileri, baꢀvuranlara kötü muamelelerde
bulunmadıklarını beyan etmiꢀlerdir. Ekim 2000 tarihinde, eski Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi uyarınca, Cumhuriyet
Savcısı, kötü muameleler nedeniyle jandarma görevlileri Đdris Yıldırım ve Tuncay Beden
hakkında dava açmıꢀtır. Nisan 2001 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu jandarma
görevlilerinin beraatına karar vermiꢀtir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, bu kararını,
sözkonusu jandarma görevlilerinin, baꢀvuranların, tanık sıfatındaki iki doktorun beyanları ve
sağlık raporları ile temellendirmiꢀtir. Baꢀvuranlar, sözkonusu jandarma görevlilerinin
kendilerine kötü muamelelerde bulunan jandarma görevlileri olmadığını beyan etmiꢀlerdir. Eylül 2002 tarihinde, dosya unsurlarını göz önüne alarak Ağır Ceza Mahkemesi,
sözkonusu Jandarma Đstihbarat ve Emniyet görevlilerinin kimliklerinin belirlenmesi amacıyla
Diyarbakır Savcılığı’na baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Eylül 2002 tarihinde, Diyarbakır Savcılığı, Ağır Ceza Mahkemesi’nin baꢀvurusu hakkında
yürütülen soruꢀturmanın devam ettiği konusunda baꢀvuranların avukatını bilgilendirmiꢀtir. Aralık 2002 tarihinde, Diyarbakır Savcılığı, Silvan Savcılığı lehine ratione loci
bakımından yetkisizlik kararı almıꢀtır. Mart 2007 tarihli görüꢀlerinde, Hükümet, soruꢀturmanın halen Silvan Savcılığı’nda devam
ettiğini belirtmiꢀtir.
C. Đl Sağlık Müdürü hakkında yürütülen yargılama Temmuz 2000 tarihinde, baꢀvuranlar, raporlarda değiꢀiklik yapılması yönünde kiꢀisel baskı
yaptığı gerekçesiyle Diyarbakır Đl Sağlık Müdürü Dr. Emirhan Yardan hakkında Diyarbakır
Savcılığı’na ꢀikayette bulunmuꢀlardır. Temmuz 2000 tarihinde, Tabipler Birliği, Dr. Zahit Porsuk’un Đl Sağlık Müdürü hakkında
sağlık raporlarında değiꢀiklik yapılması yönünde sağlık personeline baskı yaptığı için
ꢀikayette bulunduğu konusunda Diyarbakır Valiliğini bilgilendirmiꢀtir. Tabipler Birliği
sözkonusu doktor hakkında disiplin iꢀlemleri baꢀlatıldığını belirtmiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde, Diyarbakır Valiliği Đdare Kurulu, iddiaların hukuki mesnedinin
bulunmadığını belirtmiꢀ ve cezai soruꢀturma izni verilmemesine karar vermiꢀtir. Ağustos 2000 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, Bölge Đdare Mahkemesi’nde sözkonusu
karara karꢀı çıkmıꢀtır. Cumhuriyet Savcısı, 1 Temmuz 2000 tarihinde, Dr. Porsuk, hastane acil
servisinde görevli iken baꢀvuranların, sağlık muayenesine getirildiğini belirtmiꢀtir. Jandarma
görevlileri, Dr Porsuk tarafından düzenlenen ve baꢀvuranların vücutlarında darp ve yara izine
rastlandığını belirten raporu reddetmiꢀlerdir. Durum hakkında bilgilendirilen, Đl Sağlık
Müdürü, raporda değiꢀiklik yapması için Dr. Porsuk’a telefon etmiꢀtir. Dr. Porsuk, Đl Sağlık
Müdürü’nün bu talebini reddetmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı, Đl Sağlık Müdürü’nün yetkisini
kötüye kullandığı sonucuna ulaꢀmıꢀtır. Ekim 2000 tarihinde, Diyarbakır Bölge Đdare Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısı’nın talebini
kabul etmiꢀ ve Đdare Kurulu’nun kararını iptal etmiꢀtir. Kasım 2000 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, Đl Sağlık Müdürü’nü görevi kötüye
kullanmakla suçlamıꢀtır. Ocak 2001 tarihinde, Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi, Dr. Emirhan Yardan’ı üzerine
atılı olaylardan sorumlu bulmuꢀ ve on ay hapis cezasına çarptırılmasına, hapis cezasının para
cezasına çevrilmesine, on ay on beꢀ gün kamu hizmetinden men cezasına çarptırılmasına ve
cezasının ertelenmesine karar vermiꢀtir.
Mart 2006 tarihinde, Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi, Dr. Emirhan Yardan’ı üzerine
atılı olaylardan yeniden suçlu bulmuꢀ ve on ay hapis cezasına çarptırılmasına hapis cezasının
para cezasına çevrilmesine, üç ay kamu hizmetinden men cezasına çarptırılmasına ve
cezasının ertelenmesine karar vermiꢀtir.
HUKUK
Baꢀvuranlar, Jandarma Komutanlığı’nda gözaltı sırasında kötü muameleye maruz kaldıklarını
ve kötü muamele iddialarını sunmak için etkili bir baꢀvuru yolunun bulunmadığını ileri
sürmektedirler. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 3. ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar.
I. AĐHS’NĐN 3. ve 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
Burhan Karadeniz-Türkiye (22276/93, 3 Nisan 1995) davasına atıfta bulunarak, baꢀvuranlara
uygulanan kötü muamelelerin failleri hakkında açılan ceza davasının Silvan Savcılığı’nda
devam etmekte olduğundan Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir.
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 35. maddesinin gereklerini yerine getirdikleri kanaatindedir.
Mevcut davada AĐHM, 27 Nisan 2001 tarihli bir karar ile Diyarbakır Ağır Ceza
Mahkemesi’nin, sözkonusu jandarma görevlilerinin, kötü muamelelerin failleri olmadığı
gerekçesiyle beraatlarına karar verdiğini tespit etmektedir. Jandarma Đstihbarat ve Emniyet
görevlilerinin kimliklerinin tespit edilmesi için Ağır Ceza Mahkemesi’nin baꢀvurusu üzerine
Silvan Savcılığı tarafından baꢀka bir ceza davası açılmıꢀtır. AĐHM, dava konusu olayların
cereyan etmesinden yedi yıldan fazla bir süre sonra, ulusal merciler tarafından yürütülen ikici
soruꢀturmanın tıkandığı ve Silvan Savcılığı’nda halen devam etmekte olduğunu
saptamaktadır. Bu bağlamda, sorumluların tespit edilmesi ve cezalandırılması kapsamında
yürütülen soruꢀturmalar, derinlemesine ve etkili değildir.
Sonuç olarak, Hükümet’in ön itirazı kabuledilemez niteliktedir.
AĐHM, AĐHS’nin 3. ve 13. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3. maddesi
uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. Kötü muamele iddialarına iliꢀkin
Baꢀvuranlar, olaylara iliꢀkin iddialarında ısrar etmektedirler.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, bir kimse polis memurları kontrolü altında olduğu gözaltı sırasında yaralandığında, bu
dönemde meydana gelen her yaralanmanın güçlü maddi karinelerin doğmasına neden
olduğunu hatırlatmaktadır (Bkz. Salman-Türkiye, baꢀvuru no: 21986/93). Dolayısıyla
sözkonusu yaraların kaynağı hakkında makul açıklamalar yapmak ve mağdurun iddiaları
hakkında ꢀüphe uyandıracak olayları ortaya koyan, özellikle sağlık belgeleri ile desteklenmiꢀ
olan kanıtları sunmak Hükümet’in görevidir (Bkz. Selmouni-Fransa, baꢀvuru no: 25803/94,
Berktay-Türkiye, baꢀvuru no: 22493/93, 1 Mart 2001, Ayꢀe Tepe-Türkiye, baꢀvuru no:
29422/95, 22 Temmuz 2003 ve Soner Önder-Türkiye, baꢀvuru no: 39813/98, 12 Temmuz
2005).
Mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranların 30 Haziran, 1, 2, 3, 5 ve 7 Temmuz 2000 tarihlerinde
sağlık muayenelerinden geçirildiğini belirtmektedir. Gönderilen sağlık raporlarında,
baꢀvuranlarda darp ve cebir izine rastlanılmadığı ifade edilmiꢀtir. Buna karꢀın, AĐHM,
baꢀvuranların gözaltında bulunduğu dönemde ve sonrasında düzenlenen 1 ve 11 Temmuz tarihli sağlık raporlarının, gözaltı sonunda, baꢀvuranların vücudunda yaralar olduğunu
ve kimsenin bu yaraların önceki döneme ait olduğunu ifade etmediğini not etmektedir.
Mehmet Sait Dönmüꢀ’e üç gün ve Mehmet Ali Kaplan’a bir gün iꢀ göremez raporu
verilmiꢀtir.
Hükümet’in bir yandan sözkonusu sağlık raporları arasındaki tutarsızlık ve diğer yandan
baꢀvuranın vücudunda tespit edilen izler konusunda makul bir açıklamada bulunmaması
nedeniyle sağlık muayeneleri usulüne uygun ꢀekilde yapılmamıꢀtır (Akkoç-Türkiye, baꢀvuru
numaraları: 22947/93 ve 22948/93 ve Soner Önder-Türkiye, baꢀvuru no: 39813/98, 12
Temmuz 2005). Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranların vücutlarında yara izi tespit edilmediğine
dair rapor düzenleyen Đl Sağlık Müdürü hakkında ceza davası açıldığını not etmektedir. Đl
Sağlık Müdürü, görevi kötüye kullanmaktan iki kere mahkum edilmiꢀtir. 30 Haziran, 1, 2, 3, 5
ve 7 Temmuz tarihlerinde düzenlenen raporların ꢀüpheli olduğunu kabul etmek
gerekmektedir. AĐHM, baꢀvuranların vücudunda görülen yara izlerinin yakalanmalarından
önce olmasının mümkün olmadığı ancak tutukluluk sırasında meydana gelebileceği sonucuna
ulaꢀmaktadır.
AĐHM, ne Savcılık tarafından yürütülen cezai sorgulamanın ne Diyarbakır Ağır Ceza
Mahkemesi’nde açılan ceza davasının, baꢀvuranların vücutlarında tespit edilen yaraların
nedenine açıklık getirdiğini not etmektedir. Ayrıca, ikinci ceza davası Silvan Savcılığı’nda
halen devam etmektedir.
Kontrolüne tabi kiꢀileri koruma yükümlülüğünü hatırlatarak AĐHM, jandarma görevlilerinin
beraat etmesinin, Devlet’in AĐHS’nin 3. maddesi kapsamındaki sorumluluğunu ortadan
kaldırmadığını belirtmektedir (Aksoy-Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar).
Böyle bir durum AĐHS’nin 3. maddesi bakımından, Devlet’in zayıf durumda olan ve polis
memurlarının elinde veya cezaevinde tutuklu bulunan herkesi koruma yükümlülüğünü yerine
getirmediğini ortaya çıkarmakta olup, bu durumda, ne kötü muamele mağdurları tarafından
dava edilen muhtemel sorumluların yasalara uygun bir ꢀekilde beraat etmiꢀ olduklarını (Bkz.
Esen-Türkiye, baꢀvuru no: 29484/95, 22 Temmuz 2003) ne örneğin terörle veya organize
suçlarla mücadeleye bağlı zorlukları (Aksoy-Türkiye, 18 Aralık 1996) meꢀru bir ꢀekilde ileri
sürebilir.
Sonuç olarak AĐHM, mevcut davada tespit edilen ve çürütülemez somut delillerle doğrulanan
yara izlerinin, esas bakımından AĐHS’nin 3. maddesinin ihlalini oluꢀturduğu sonuca
ulaꢀmaktadır.
2. Soruꢀturmaların etkili niteliğine iliꢀkin
AĐHM, bir kimse polis memurlarınca veya benzer hizmetlerdeki diğer devlet görevlilerince
AĐHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir ꢀekilde iddia
ettiğinde, AĐHS’nin 1. maddesi gereğince Devlet’in “yargısına tabi herkese Sözleꢀme’de
tanımlanan hak ve özgürlükleri tanımak” genel yükümlülüğü ile birlikte sözkonusu hükmün
etkili resmi bir soruꢀturmayı zorunlu kıldığını hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri-
Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Martinez Sala ve diğerleri, Ay). Sözkonusu
soruꢀturma, sorumluların tespit edilmesi ve cezalandırılması ile sonuçlanmalıdır. Đꢀkence ve
insanlıkdıꢀı veya aꢀağılayıcı muamele ve cezaların yasaklanmıꢀ olması çok önemli olmakla
birlikte, bu tür bir soruꢀturma gerçekleꢀmediği takdirde, bu yasak uygulamada etkili
olmayacak ve bazı durumlarda kamu görevlilerinin neredeyse müeyyidesiz bir ꢀekilde
kontrollerine tabi kiꢀilerin haklarını çiğnemeleri mümkün olacaktır (Khachiev ve Akaieva ve
Menecheva-Rusya, baꢀvuru no: 59261/00).
AĐHM, ulusal makamların, baꢀvuranların kötü muamele iddialarına iliꢀkin ꢀikayetlerini
incelediğini belirtmektedir. Đl Sağlık Müdürü hakkında yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak ise, Đl
Đdare Kurulu’nun soruꢀturma yapılmasına gerek olmadığı hakkındaki kararına Savcılık
tarafından Diyarbakır Đdare Mahkemesi’nde itiraz edildiğini ve Diyarbakır Đdare
Mahkemesi’nin de Đdare Kurulu’nun kararı iptal ettiğini belirtmek gerekmektedir. Sözkonusu
ꢀikayet, Diyarbakır Savcılığı tarafından özenle incelenmiꢀtir. Buna karꢀın, böyle bir durum ꢀu
anda sözkonusu değildir. Zira Silvan Savcılığı tarafından yürütülen cezai soruꢀturma
kapsamında Savcılık, baꢀvuranların sorgularından sorumlu jandarma görevlileri olan
Jandarma Đstihbarat görevlilerini ve Emniyet görevlilerini dinleme gereği duymamıꢀtır. Oysa
beraat eden jandarma görevlileri ifadelerinde açıkça, kötü muamelelerin failleri olmadıklarını
belirtmiꢀlerdir. AĐHM, ön soruꢀturma safhasında ve karar sürecinden önce, Savcılığın,
sözkonusu Jandarma Đstihbarat görevlilerinin kimlikleri tespit etmiꢀ ve ifadelerini almıꢀ
olması gerektiği kanaatindedir. AĐHM ayrıca Silvan Savcılığı tarafından yürütülen
soruꢀturmanın ꢀüpheli olduğunu belirtmektedir. Öte yandan, olayların cereyan etmesinden
yedi yıldan fazla bir süre sonra, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin baꢀvurusu üzerine,
baꢀvuranlara kötü muamelelerde bulunan jandarma görevlilerinin kimliklerinin tespit edilmesi
ve ifadelerinin alınması kapsamında Silvan Savcılığı tarafından baꢀlatılan ikinci soruꢀturmada
henüz bir ilerleme kaydedilmemiꢀtir. Bu durumda AĐHM, yürütülen soruꢀturmaların
AĐHS’nin 3. maddesinin gereklerini yerine getirmek için yeterince derin ve etkili
soruꢀturmalar olmadığı sonucuna ulaꢀmaktadır.
Bu koꢀullarda AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin usul bakımından ihlal edildiği kanaatine
ulaꢀmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐ ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yaptıkları iddialar hakkında etkili soruꢀturma
yapılmaması nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin de ihlal edildiği kanısındadırlar.
AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında usul bakımından ulaꢀtığı sonucu göz önüne alarak, AĐHM,
mevcut davada, sözkonusu hükmün ihlalinin ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığı
kanaatindedir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Maddi ve manevi tazminat
Baꢀvuranların her biri, maruz kaldıkları kötü muameleler nedeniyle 30.000 Euro manevi
tazminat talebinde bulunmuꢀlardır.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında tespit edilen ihlalleri göz önüne alarak,
baꢀvuranlara tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir. AĐHM, baꢀvuranların her birine
8.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar, aꢀağıda gösterilen ꢀekilde hesap dökümünü yaptıkları yargılama masraf ve
giderleri için 4.950 Euro talep etmektedirler:
-
-
Ulusal mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar için 1.320 Euro;
AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 3.630 Euro.
Baꢀvuranlar, avukatlık makbuzunu ve ücret tarifesini belge olarak sunmaktadırlar. Ayrıca
baꢀvuranlar, Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak sağlanan miktarın yazıꢀma ve
fotokopi masraflarına tekabül ettiğini ifade etmektedirler.
Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderlerinin geri
ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oldukları ortaya konulduğu sürece elde
edebilir (Bkz. örneğin, Bottazzi – Đtalya, baꢀvuru no: 34884/97, Sawicka-Polonya, baꢀvuru no:
37645/97, 1 Ekim 2002). Sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne
aldığında, AĐHM, baꢀvuranlara tüm masraflar için ortaklaꢀa olarak 2.800 Euro ödenmesinin
makul olacağı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 3. maddesinin esas bakımından ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 3. maddesinin usul bakımından ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin ayrı olarak incelenmesine gerek
olmadığına;
5. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren
üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek
üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından:
i. baꢀvuranların her birine, manevi tazminat olarak 8.000 Euro (sekiz bin Euro)
ödenmesine;
ii baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak, yargılama masraf ve giderleri için 2.800 Euro (iki bin
sekiz yüz Euro) ödenmesine;
b) ) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 31 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
9
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło