9984/03

WyrokETPCz2008-10-14ECLI:CE:ECHR:2008:1014JUD000998403

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, które trwało nadal po wcześniejszym wyroku ETPCz stwierdzającym naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, stanowiło ponowne naruszenie prawa do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące oceny 'rozsądnego terminu' w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, uwzględniając złożoność sprawy, zachowanie skarżącego oraz zachowanie władz krajowych. Stwierdzono, że postępowanie, które od daty poprzedniego wyroku ETPCz (30 października 2001 r.) trwało ponad sześć lat i dziesięć miesięcy, nadal było nadmiernie długie. Rząd nie przedstawił żadnych dowodów ani argumentów, które uzasadniałyby to opóźnienie. W związku z tym Trybunał uznał, że długość postępowania przekroczyła rozsądny termin.
Stan faktyczny
Skarżący, Yaşar Kanbur, był oskarżony o członkostwo w organizacji terrorystycznej. W 2001 roku ETPCz stwierdził już naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu nadmiernej długości jego postępowania karnego. Pomimo tego wyroku, postępowanie krajowe kontynuowano. Sąd krajowy skazał skarżącego na karę śmierci, zamienioną na dożywocie, a następnie Sąd Kasacyjny uchylił wyrok z powodu zniesienia kary śmierci. Postępowanie zostało wznowione i w 2006 roku skarżący ponownie został skazany na dożywocie. Sprawa nadal toczyła się przed Sądem Kasacyjnym w momencie wydania niniejszego wyroku ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza dopuszczalność skargi. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 3000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1000 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki ustawowe. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   KANBUR – TÜRKİYE (no. 2)   (Başvuru no. 9984/03)   KARAR   STRAZBURG   Ekim 2008   İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 9984/03 başvuru numaralı davanın nedeni T.C.   vatandaşı Yaşar Kanbur’un (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Şubat 2003   tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış   olduğu başvurudur.   Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından Ö. Kavili tarafından temsil edilmiştir.   OLAYLAR   DAVANIN KOŞULLARI   Başvuran 1960 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.   Ekim 2001 tarihinde, AİHM, başvuran tarafından Dev-Yol (Devrimci Yol)   örgütüne üye olmak suçundan hakkında başlatılan cezai yargılama süresine ilişkin olarak 21   Temmuz 1995 tarihinde yapılan başvuruyu (Kanbur – Türkiye, no. 28291/95) müteakip   AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği kararını vermiştir. Söz konusu zamana kadar,   yargılama on dokuz yıldan fazla sürmüştür. AİHM, başvurana tazminat olarak 100.000   Fransız frangı (yaklaşık 15.000 Euro) ödenmesine karar vermiştir.   AİHM söz konusu kararı verdiği zaman, başvuran hakkındaki cezai yargılama Ankara   Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen devam etmekteydi.   Bundan sonraki dava olayları, başvuran tarafından sunulduğu şekliyle aşağıda olduğu   gibi özetlenebilir.   Mayıs 2002 tarihinde, başvuran Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir   duruşmaya katılmış, duruşmada ifade vermiş ve davasının makul bir süre içinde görülmesini   güvence altına almak amacıyla 30 Ekim 2001 tarihli AİHM kararını sunmuştur.   Temmuz 2002 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı ölüm cezasına mahkum   etmiş ve daha sonra bu cezayı müebbet hapis cezasına çevirmiştir. Karar temyiz edilmiştir.   Bu süre içinde, Ekim 2001’de, Anayasa’nın 38. maddesinde, savaş, çok yakın savaş   tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezasının verilmemesi veya uygulanmaması   yönünde değişiklik yapılmıştır. Daha sonra, 9 Ağustos 2002 tarihinde yayınlanan 4771 sayılı   Kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi, diğer hususların yanı sıra, barış zamanında ölüm   cezasının kaldırılması konusunda karar vermiştir.   Mayıs 2004 tarihinde, Yargıtay, yargılama süresi zarfında ölüm cezasının   kaldırıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.   Aralık 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi davayı yeniden başlatmıştır.   Aynı tarihte, ifadesinin alınmasını sağlamak için başvuranın gıyabında tutuklulanmasına karar   vermiştir.   Aralık 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın davanın   durumuna ilişkin ifadesini dinlemiş ve tutuklama emrini amaca hizmet ettiği gerekçesiyle   iptal etmiştir. Daha sonra, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi on üç duruşma daha düzenlemiştir.   Ekim 2006 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi on dördüncü duruşmasında   kararını vermiş ve başvuranı, Ceza Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca, müebbet hapis   cezasına çarptırmıştır.   Söz konusu tarihe kadar taraflarca AİHM’ye sunulan belgelere göre, dava halen   Yargıtay’da derdesttir.   HUKUK   I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, yargılama süresinin, AİHS’nin 6/1 maddesinde yer alan makul süre şartına   uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Söz konusu madde şöyledir:   “Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.   Dikkate alınması gereken süreç, AİHM’nin 28291/95 sayılı davaya ilişkin karar tarihi   olan 30 Ekim 2001 tarihinde başlamış ve henüz sona ermemiştir. Dolayısıyla, bu süre, iki   aşamalı bir yargıda altı yıl on aydan fazla sürmüştür.   A. Kabuledilebilirliğe İlişkin   AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, şikayetin başka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esas   AİHM, bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığının, davanın koşullarına,   bilhassa da davanın karmaşıklığına ve başvuranın ve yetkili makamların tutumuna bakılarak   değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve Sassi - Fransa   [BD], no. 25444/94).   AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla   AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Pélissier ve Sassi)   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AİHM, Hükümet tarafından, bu davada   farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya savunmanın ortaya konmadığını   değerlendirmiştir. AİHM, konuya ilişkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada kovuşturma   süresinin aşırı olduğu ve “makul süre” şartına uymadığı kararını vermiştir.   Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   Sözleşme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören   tarafın adil tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuran, 19.500 Euro maddi tazminat ve 39.000 Euro manevi tazminat talebinde   bulunmuştur.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.   AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı   görmemiş ve bu nedenle bu talebi reddetmiştir. Diğer taraftan, AİHM, başvuranın manevi   zarar görmüş olduğu kanaatindedir. AİHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, başvurana,   bu başlık altında 3.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Başvuran, ayrıca, AİHM’de yapılan mahkeme ve avukat masraflarına karşılık 35.128   Euro talep etmiştir. Başvuran bu talebine ilişkin olarak avukatlık ücreti sözleşmesi ve detaylı   bir masraflar listesi sunmuştur.   Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu   bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, bu başlık altında 1.000   Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere   Savunmacı Hükümet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;   (i) Manevi tazminat olarak 3.000 Euro (üç bin Euro) ile birlikte bu miktara tabi   olabilecek her türlü vergi;   (ii) Yargılama masraf ve giderleri olarak 1.000 Euro (bin Euro) ile birlikte bu   miktara tabi olabilecek her türlü vergi;   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç   puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   Sally Dollé   Zabıt Katibi   Françoise Tulkens   Başkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło